31 Aralık 2011 Cumartesi

Geçmişi 1870 yılına kadar uzanan, bir zamanlar Sait Faik, Behçet Necatigil, Edip Cansever, Atilla İlhan gibi yazarların buluşma yeri olan Eptalofos Kahvesi, bugünün Burger King inin önünden geçerken pis bir koku çalındı burnuma. Burger King in önündeki kanalizasyon kapağından yükseliyordu bu iğrenç koku. Yazın daha da dayanılmaz olurdu.

Bir akşam üstü insanların tam bu noktada haraketlendiğini görmüştüm. Kadınlar çığlık atarak duvarların kenarına çekiliyor, erkekler futbol oynar gibi itişiyorlardı. Yaklaşınca, yer altında huzur içinde yaşadığı kanalizasyondan her nasılsa dışarı fırlamış oldukça iri bir farenin can havliyle caddeyi arşınlamakta olduğunu fark etmiştim. Bir düzineye yakın genç erkek, fareyi öldürmek için birbirleriyle yarışarak, tekmeler savuruyorlardı. Tekmelerin bazıları hedefi bulmuş olmaşıydı ki zavallı farenin başı kanıyordu. Hayvanın bu linçten kurtulması zor gibiydi. Fakat çıkmadık candan ümit kesilmez demişler. Kadife ceketli, blucinli bir gencin savurduğu tekmeyle Fransız Konsolosluğu na doğru yuvarlanan fare, gücünü toplayıp, birden ön bahçeye daldı ve otların arasında kayboldu. Düşmalarını kaçıran delikanlılar hep bir ağızdan bağırarak protesto ettiler bu durumu. Kadınlar ise rahatladılar, fareden önce ki güvenli pozlarını takınarak, yürüyüşlerine devam ettiler. Cadde normal akışına dönüvermişti. Hep öyle olurdu zaten. İster biri vurulsun, ister biri soyulsun, ister biri dövülsün, bir an kalabalığın akışı durur, kısa bir aradan sonra sanki kimse ölmemiş, kimse yaralanmamış, kimsenin malı çalınmamış gibi cadde eski çalkantısına dönerdi.

Ahmet Ümit

11 Ekim 2011 Salı



2007'ymiş










1 Mayıs 2011 Pazar

.Güner.


14 Şubat 2011 Pazartesi


23 Aralık 2010 Perşembe


bugün babama çok aşığım da.

14 Ekim 2010 Perşembe

5 Eylül 2010 Pazar


16 Ağustos 2010 Pazartesi

22 Temmuz 2010 Perşembe

dün gece rüyamda yine sylon'ları gördüm. dünya da yaşıyorlar. savaş yok. biz insanlar saklanıyoruz. anneannemin evinde bir 6 kişi falanız ve 2 kişi daha var ama onlar bizden sylon. sonra bir bakıyoruz bahçelievler,b.köy civarının direniş gemisine birşeyler olmuş; galactica sağolsun; balkondan düşen iki saylon ölmüş ama bu bizi arayacakları anlamına geliyor! bana bir telefon geliyor, hemen kendi evime gitmeliyim çünkü saylonların yayacağı radyasyondan(evde ihtiyaç duyulmuyor) koruyacak sıvı su damacanası içinde gelecek. hızlı olmamız lazım. göz teması kurmadadan yola cıkıyoruz. birimiz arkada kaldı.. aşıları yapıyoruz. uzaya atlamamız lazım. bu görevi maviye boyalı kırmızı taşlarla süslenmiş bir örnek su kabakları alıyor. hepimiz acı içinde yeniden avuç içimizi yakarak aşımızı yapıyoruz, ortak bir şekilde su kabaklarımıza dokunup jump diyoruz ve sonrası yok. atlarken hatırladığım tek şey yolculuk için giydiklerimin çok sarah connor chronicles havası yarattığı ve tracking ayakkabılarımın çok güzel oluşu.

herşeyi geçtim gaius baltar çok taş adam.

20 Mayıs 2010 Perşembe

30 Mart 2010 Salı


4 saat uyku zindeliği.

21 Mart 2010 Pazar


11 Şubat 2010 Perşembe


kardeş parçası. eşşek! fjkghdfkhg f lhsdjhhgjm nsşhbn

31 Ocak 2010 Pazar


Birkaç tane bina varmış. Gerçekten çok uzunlarmış... ve yürüyebiliyorlarmış. Bir de vampirler varmış. Vampirlerden biri en uzun binayı ısırmış ve sivri dişleri kırılmış. Sonra diğer dişleri de dökülmüş. Sonra ağlamaya başlamış. Sonra da diğer vampirler... ''Neden ağlıyorsun? Onlar süt dişlerindeğil miydi zaten?'' demiş. O da demiş ki; ''Hayır, onlar azı dişlerimdi.'' Vampirler de artık onun bir vampir olamayacağını anlamışlar.
Bu yüzden onu bırakıp gitmişler.

Son.

4 Ocak 2010 Pazartesi





2 Ocak 2010 Cumartesi

çok güzel şimşek çaktı, gök gürledi, yağmur yağdı, tarçınlı karanfilli ballı +2 baharatlı çayı içerken. leziz misin ?
 
 
Copyright © seiya
Blogger Templates by BloggerThemes Design by Diovo.com